logo

Öztürk, Vadi Türk Gazetesine Konuştu…

-Öztürk, “Bu durumu para kazanmanın vermiş olduğu şımarıklık olarak düşünüyorum. Makamı olan insanlar mesai saatleri içinde hiç spor kıyafetle giriyor mu halkın içine?”

-“Belediyelerin sanayicilerle çok fazla ilişkisi yok çünkü buradaki OSB’ler yada diğer illerde bulunan OSB’ler ne kadar gelişirse belediyeler de o kadar çok nemalanıyorlar.”

– “Çaycuma OSB aylık bu ilçeye ortalama 5 milyon 400 bin lira ekonomisine katkı sağlıyor. Dolayısıyla biz burada çalışan insanların alın terini dış pazarlardan tedarik edip buraya getirip Çaycuma’nın refahına sunuyoruz.”

– “Çaycuma’da son iki yıldır organize edilen ‘Gıda Tarım ve Hayvancılık, yanında Mobilya ve Dekorasyon’ fuarıyla ilçe adını yavaş yavaş duyurmaya başladı.”

-“Filyos projesinin çok eski bir proje olduğunu duyduk. Yatırım yapılmaya başlandı ama bu proje hakkında bize devlet düzeyinde hiçbir bilgi aktarımı yapılmadı.”

Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi’nde (ÇOSB) faaliyet gösteren Dinamik Raf fabrikasının sahibi İşadamı Cavit Öztürk, Vadi Türk gazetesine konuştu.

Öztürk, Vadi Türk gazetesine verdiği röportajda, öncelikle bir sanayicinin kılık kıyafetine son derece önem göstermesi gerektiğini söyledi.

Bir sanayici olarak en çok rahatsızlık duyduğu konun sanayicilerde kılık kıyafet olduğuna dikkat çeken Öztürk,

“Bu sadece buraya mahsus değil. Birçok yerde görüyoruz. Sanayiciler para kazanabilir ama sonuç itibari ile bu değerleri korumak hepimizin görevidir. Dolayısıyla bu sadece Bartın’da yada Karabük’te değil tüm Türkiyemizde var. Özellikle yeni sanayici olan insanlarda görürüz. Bu durumu para kazanmanın vermiş olduğu şımarıklık olarak düşünüyorum” dedi.

“İŞİMİZİN CİDDİYETİNİ KARŞI TARAFA YANSITMAK ZORUNDAYIZ”

Sanayicilerin birden çok çalışanlarının yanında ülke ekonomisine can veren en önemli kuruluşların başında yer alan kuruluşlar olduğunu belirten Öztürk, şöyle konuştu:

“Bu dağınıklığı yapıp da iyi yapıyoruz diyemeyiz. Toplumun önünde olan insan daha derli toplu, daha düzgün kılık kıyafete sahip olmak zorunda ki saygınlığı olsun. Makamı olan insanlar hiç spor kıyafetle giriyor mu halkın içine mesai saatleri içinde? Hayır girmiyor. Neden takım elbiseyle onlar çünkü vazife başındalar. Bizde vazife başındayken derli toplu olmak zorundayız. İşimizin ciddiyetini karşı tarafa yansıtmak zorundayız.Hem bulunduğumuz ortamlarda hem de çalışanlarımıza karşı. Bu sadece kişilerin değil toplumun da saygınlığını arttırır.”

“OSB’LER NE KADAR GELİŞİRSE BELEDİYELER DE O KADAR NEMALANIR”

Belediyelerin sanayicilerle çok fazla ilişki içerisinde olmadıklarına vurgu yapan Öztürk, “OSB’ler ne kadar gelişirse bundan en büyük fayda görecek olan belediyeler” dedi.

OSB’lerin gelişmesiyle bağlı bulundukları belediyelerinde gelişeceğine dikkati çeken Öztürk,

“Belediyelerin sanayicilerle çok fazla ilişkisi yok çünkü buradaki OSB’ler yada diğer illerde bulunan OSB’ler ne kadar gelişirse belediyeler de o kadar çok nemalanıyorlar. Neden derseniz; Sanayi burada geliştiği zaman sanayicinin istihdamı ile insanların eline bir para geçiyor ve bu parada belediyenin en çok ilgilendiği kesim çarşıda pazardaki insanların cebine giriyor” ifadesine yer verdi.

ÇAYCUMA OSB’DE BULUNAN FABRİKALARDA TOPLAM 3 BİN KİŞİ İSDİHTAM”

Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrikalarda toplam 3 bin kişinin çalıştığı bilgisini veren Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Son duyduğum rakamlara göre; Çaycuma OSB’de bulunan fabrikalarda toplam 3 bin kardeşimiz istihdam ediliyor.

Biz bu 3 bin kişiyi kişisel bazda değil de başka bir tür hesap yaparsak 3 bin kişinin maaşını aldıkları mesai ücretleri ile birlikte  aylık asgari ücret üzerinden biraz daha yukarıda hesap edip bunu  bin 800 rakamını 3 bin kişi üzerinden çarpıp hesaplarsak Çaycuma OSB aylık bu ilçeye ortalama 5 milyon 400 bin lira ekonomisine katkı sağlıyor. Yüzde 30 civarında da şirketlerin aylık olarak yaptıkları yemek ve diğer tedarik masraflarını da hesaba katarsak bu rakam 7 milyona kadar ulaşıyor.”

DIŞ PAZARDAN TEDARİK EDİP ÇAYCUMA’NIN REFAHINA SUNUYORUZ”

Çaycuma OSB’ye giren ve ilçe ekonomisine can veren bu paraların doğrudan dışarıdan geldiği bilgisini veren Öztürk,

“Bu para genellikle şehir dışından geliyor. Buradaki tüketimden değil. Dış pazarda birçok firmamız ihracat yapıyor. Dolayısıyla biz burada çalışan insanların alın terini dış pazarlardan tedarik edip buraya getirip Çaycuma’nın refahına sunuyoruz. Ama aynı sevgiyi de biz yerel yönetimlerden görmüyoruz, göremiyoruz. Ve bizim yerel yöneticilerimiz de OSB’ye işe gelen bu kardeşlerimize, yada iş aramak için OSB’ye gelmek isteyen bay bayan kardeşlerimize geliş gidişlerine katkı verecek hiçbir girişimde bulunmuyorlar. Örneğin otobüs ve minibüslerin çalışma saatlerini düzenlemeyle ilgili bir katkıda bulunup buralarda çalışan insanların yaşamlarını kolaylaştırabilirler” diye konuştu.

“ÇAYCUMA OSB’NİN YÜZDE 65 YABANCI YATIRIMCI”

Çaycuma OSB’de faaliyet gösteren fabrikaların yüzde 65’inin yabancı yani il dışından gelen yatırımcılar olduğunu anlatan Öztürk,

“Burada faaliyet gösteren fabrikaların sanıyorum yüze 65’i dışarıdan gelen sanayiciler. Yüzde 35’i ise buranın yerli halkından oluşan sanayici kardeşlerimiz. Yerli sanayicilerde buraya çok önceden dışarıdan gelmiş ve artık yerli halktan olmuş kişilerden oluşuyor. Mesela Ali Karakaş. (Sandalye fabrikası) Yenice’den gelip sandalye fabrikasını kurmuş, buraya yerleştiği için  buranın yerli sanayicilerinden kabul ediliyor.”

“YAKIN ZAMANA KADAR ÇAYCUMA’NIN SESİNİ DUYURABİLECEK VE ONU DÜŞÜNEN ORGANİZASYONLAR YOKTU”

“Çaycuma’da son iki yıldır organize edilen ‘Gıda Tarım ve Hayvancılık, yanında Mobilya ve Dekorasyon’ fuarıyla ilçe adını yavaş yavaş duyurmaya başladı” diyen Öztürk,

“Çaycuma siyaseti biraz zayıf. Çaycuma’nın sesini duyurabilecek ve onu düşünen organizasyonlar yoktu. Milletvekillerimiz çok daha aktif olmaları lazım. Devleti burada sanayide, çarşıda pazarda daha çok görmemiz lazım. Belediye yetkililerini ve belediye başkanlarımızı da. Seçilinceye kadar partileri adına çalışmaları tamam ama seçildikten sonra milletvekili olsun, belediye başkanı ya da belediye meclis üyesi olsun seçildikten sonra da artık onun parti rozetinden ziyade milletin rozeti yani Türk bayrağını yakasına takıp onunla hizmet etmeli. Böyle olmalı ve ayrım yapmaksızın hizmet üretmeli. Sandığa gidildiği vakit yarış biter. Yarış bittikten sonra birlikte hareket ederek buranın markasını yükseltmek lazım. Bu birlikteliği sağlayamıyorlar. Oysa ki bir araya gelip buranın değerlerini ön plana çıkartacak birçok işin olduğunu söyleyebilirim. Mesela Çaycuma’nın, Zonguldak’ın yanında yöresinde insanları cezbedecek neleri var neleri yok bilançosu çıkartılabilir. Turizm gelişirse zaten buna bağlı gelişecek birçok sanayide var. Buradaki arazilerin yapısı nelere müsait, ne tür gıdalara uygundur bunlar tartışılmalı. Örneğin mandacılık ciddi bir teşvik alıyor, geliştirilmesinde uğraş veriliyor ama bunda bireylerin değil de belediye başkanları ve  milletvekilleri ile birlikte hareket edilirse buraya bir katma değer uygulanır. Buraya dışarıdan gelecek her kişi bir turisttir. Bir bedel öder, bir para bırakır. Bu para da o gelen kişinin elinden Çaycuma’nın içerisindeki bütün esnafa gider ve dolayısıyla belediyeye de gider.”

“SANAYİCİLER OLARAK ÇAYCUMA BELEDİYESİYLE HİÇ BİR ARAYA GELEMEDİK”

Gerek Çaycuma belediyesi gerekse belde belediyeleri Çaycuma OSB’de fabrika sahibi işadamlarının bu güne kadar bir araya gelmediklerini hatırlatan Öztürk,

“Ben buradan kalkıp İstanbul’a gidip geliyorum. Burada ben neden gidip geliyorum, kime katkı veriyorum. Perşembeye gidip geliyorum. Perşembeye gidip gelirken yol köstebek yuvası gibi. Önceki başkan döneminde de öyleydi şimdiki başkan döneminde de öyle. Bir defa şimdiki Başkan İsmail Bey’e söyledim bin bir tane mazeret üretip neredeyse dövmediği kaldı yani. Mazeret üretilecek vakit değil orası. Çünkü o köstebek yuvasına dönen yolda arabalar gidip gelirken orada parça kırdığı vakit temini için doğrudan dış pazara hücum ettiğimizi biliyor musunuz? Tedarikçilerimizin hepsi bu parçaları yurtdışından tedarik ediyor. Yani milli servet. Neden biz fazladan para ödeyelim. Almanları, Fransızları mı zengin edelim? Onlar zaten yeterince zengin. Bende bu kadar insana istihdam veriyorum, bu kadar katkımız var.”

“BİZ BURAYA GELDİĞİMİZ İÇİN KİMSEDEN TEŞEKKÜR BEKLEMEDİK”

Çaycuma OSB’ye yatırım yaptıkları için kimseden teşekkür beklemediklerini sözlerine ekleyen Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz buraya geldiğimiz için bize kimse teşekkür etmedi. Teşekkürde beklemiyoruz ama bu bir gönül almadır. Bizi daha çok heyecanlandırmadır ve bizi daha çok teşvik etmedir. Bizim yanımızda biz başka sanayicileri de teşvik ederiz. Amaç sadece ülkeye katkı sağlamasıdır. Kendimize bir şey alacağımız zaman hep en iyisini almak isteriz, en iyisi dediğimiz vakit hep yabancı mallar çıkıyor karşımıza, biz yabancılar kadar becerikli değil miyiz? Yabancılar kadar dürüst değil miyiz? Onlar kanunlarla dürüst olmuş insanlar biz kanun olmadan da düzgün ve dürüstüz. Ama biraz teşvik ve biraz ilgi gerekiyor.”

“FİLYOS PROJESİYLE İLGİLİ DEVLET DÜZEYİNDE BİLGİ SAHİBİ DEĞİLİZ”

Öztürk, Çaycuma OSB’de faaliyet gösteren sanayiciler olarak Filyos projesiyle ilgili kulaktan dolma bilgiler dışında bir bilgiye sahip olmadıklarını belirterek,

“Filyos projesinin çok eski bir proje olduğunu duyduk. Yatırım yapılmaya başlandı ama bu proje hakkında bize devlet düzeyinde hiçbir bilgi aktarımı yapılmadı. Yani bu proje yapılırken ölçekleri hakkında, oraya yakın bölgede kurulacak endüstriyel fabrikaların hakkında bir bilgi verilmedi. Ne olacağı konusunda çok fazla bir bilgimiz yok. Basından duyduğumuz, kulaktan dolma bilgilere sahibiz ve bu da bizi tatmin etmiyor. Bu bölgenin milletvekillerinin ve belediye başkanlarının araştırma yaparak bize bilgi vermeleri gerekiyor ki bizde buraya yeni gelecek ve heyecan duyulacak işlerin kimler tarafından yapılabileceği hakkında fikir sahibi olalım. Ben şahsi olarak Ankara’dan bunu öğrenmeye gidemem. Geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki milletvekillerinin milletin vekili rozetleri varsa milletin dertlerine deva olup bunları öğrenip bize aktarmak durumundalar. Ankara’ya sadece parmak kaldırmaya gitmesinler. Ankara’nın burası için ne düşündüğünü gelip halka anlatsınlar. Derdimiz bu.”

“EN ZORLANDIĞIMIZ ŞEY PERSONELİN TEDARİĞİ VE DEVAMLILIĞI”

Başta kendi fabrikası olmak üzere OSB’de bulunan fabrikalara çalışmak için müracaat edenlerin çoğunluğunun çeşitli tanıdık vasıtalarıyla geldiğini ancak işe kabul edilmeleri ardından bir gün dahi işe gelmediklerini söyleyen Öztürk sözlerini şöyle tamamladı:

“En zorlandığımız şey personel tedariki ve personelin devamlılığı. Kişiler çeşitli vasıtalarla bize müracaat ediyorlar. Bize önerenler çok kıymetli ve çok iyi elemanlar olduklarını söyleyince bizde işe alıp sigortalarını başlatıp pazartesi iş başı yapmalarını söylüyoruz. Fakat  o kişiler pazartesi işe başlamıyorlar. Sorup soruşturduğumuzda da vazgeçtiklerini öğreniyoruz. Bürokraside o kişiyi almaya yönelik harcanan zamana yazık. Dünya kadar kağıt israf ediliyor. Bazen öğlene kadar çalışıp öğlenden sonra birşey demeden bırakıyor. Bazen de o gün çalışıp ertesi gün bir daha gelmiyorlar. Bunlar yaşadığımız sıkıntılardan. Birde mesleki eğitim ve bilgisi bulunan kalifiye eleman bulmakta ciddi zorlanıyoruz. Bunlar temel sıkıntılarımız.”

Öztürk, ayrıca Çaycuma halkının son derece güzel ve olumlu düşünen bir toplum olduğunu sözlerine ekledi.

Share
319 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ